KUZUCU SULTAN

2008-06-14 23:12:00

     







KUZUCU SULTAN




 

SEYH KUZUCU SULTAN
(EBU SEYYID IBRAHIM)


Horasan'dan Anadolu'ya gelip yerlesmistir. Eskiden Ilgin'in köyü olan Yendigin köyü, simdi Doganhisar'a baglidir. Iste o güzel ve içinden Doganhisar irmagi aktigi için sirin bir köy olan yerde, köyün Merkez camisinin içinde mihrabin sag tarafindan bir kapi açilip içeride türbesi olan bir Allah dostudur. Miladi 1225 ila 1300 yillan arasinda yasayan Anadolu halkinin irsadi ve egitimi ile ugrasan ilim, irfan, takva, ve essiz kerametiyle, mücehhez bir evliyaullahtir.

-Her halükarda kerameti Anadolu'muza ve Ilgin, Aksehir, Doganhisar yörelerimizce ün salmis, kerametleriyle, her zaman görülür ve dillerde yasanan bir Allah'in velisidir.

Kerametin Böylesi...

Selçuklular döneminde onun simdiki bulundugu yerde, medresesi, tekkesi ve zaviyesi varmis. Hem medresesinde talebe okutur hem de tekkesinde müridleriyle sohbet eder, ilim, irfan ve sohbet halkasinda, halkina ve dervislerine inciler, mercanlar sunar, hal ve kaliyle talebe ve müridlerini, ask ve sevkle, zikriyle, fikriyle hem hal olur irsad görevini sürdürürmüs.

Talebelerinden yetiskin önde gelen üç talebesi müridi varmis. Bunlardan bir tanesi, meshur herkesin bildigi Nasrettin Hoca'dir. Ikincisi Muhyiddin-i Arabidir. Zamaninin seyh-i Ekberidir. Üçüncüsü Kul Nesimi hazretleridir. Iste kuzucu sultan hazretleri de bunlarin hocasidir. O günlerde bu dostunun bir kuzusu varmis, tekkesinde veya rivayete göre medresesinde yetiskin talebeleriyle veya misafirleri geldigine, bu kuzusunu keser ziyafet, yemek verir, yedirirmis. Son¬ra da dua eder kuzuyu diriltirmis. Allah'in lütfü keremiyle bir gün, böyle, iki gün böyle, devam ederken. Bir gün Seyh kuzucu sultan bir yere ziyarete gider. Arkalarindan bizim bu üç kafadar, Nasrettin Hoca, Muhyiddin-i Arabi, Kul Nesimi hazretleri bunlara kuzuyu teslim eder. Bir gün, tabi bunlar yetiskin talebe veya mürid ya, iste bunun için bunlar, acikinca yemek, yemek istemisler. Demisler ki su hocamizin kuzu¬sunu keselim yiyelim, sonra dua eder diriltiriz. Ne de olsa biz de bu duayi biliyoruz, okur dua eder diriltiriz demisler. Hal¬buki hocalari bu üç büyük talebesi olan Hoca Nasrettine,Muhuddini Arabiye ve Kul Nesimiye, kuzuya bakmalarini siki siki tenbih etmis.

Nihayet kuzuyu getirmisler, üç büyük alim. Kesmeye baslamislar, baslamislar ama, kim kesecek, kim yüzecek bu hayvancagizi.

-Ya iste mesele burada, üçü de birden afallamislar ve ikisi birden Nasreddin Hocaya hadi bakalim demisler, kesmeye basla? Bizim Hoca olmaz demis, ben bu isi yapamam kesemem! Tabi akilli Bizim hoca hemen gülmeye baslamis. Hoca geldi geliyor diye Muhyiddin-i Arabi Kuzuyu kesmis. Nesimi hazretleri de yüzmüs. Bizim hoca buna gülermis. Nihayet kuzuyu kesip, yüzüp yemisler. Bu hale Nasreddin hoca devamli gülmüs. Ne hikmetse yemisler, içmisler, karin¬larim doyurmuslar bizim kafadarlar. Nihayet kuzuyu dirilt¬meye sira gelmis. Baslamislar hep birlikte duaya. Kemikleri toplayip koymuslar, yalniz ne var ki kuyruk kemigini unutmuslar, bundan dolayi kuzuyu diriltememisler rivayete göre. Hoca Nasreddin hala gülermis yapilan ise. Duayi etmisler, etmisler ama: kuzu hala dirilmemis, öyle kalmis. Buna çok üzülmüsler ama faydasi yok. Nihayet hocalari kuzucu Sultan gelis ziyaretten. Neyse gün gelmis hocanin cani kuzu istemis. Bu üç kafadara getirin bakalim size emanet ettigim kuzuyu, keselim yiyelim demis. Bu üç arkadas birbirlerine bakisip kalmislar, bir sey diyememisler. Hoca efendi üsteleyince biz demisler! Hocam kuzuyu üçümüz kesip yedik. Lakin dua edip diriltemedik. Hoca efendi buna çok kizmis, öfkelenmis ve demis ki! Kuzuyu kesip yeyip dua etmek de degil keramet, keramet duada degil dua eden erdedir, er olmak gerek. Kuzucu Sultan sormus, kuzuyu hanginiz kesti?

Muhyiddin-iArabi ben kestim demis, Nesimi hazretleri de ben yüzdüm demis, Nasreddin hocaya

-Ya sen ne yaptin? Demis.

Bizim hoca da, ben demis ne kestim ne yüzdüm ancak bunlarin haline güldüm hocam demis. Allah'in dostu Evliyasi buna çok üzüldügü için bunlara beddua etmis. Nasreddin hocaya söyle beddua etmis.

-Ey Nasreddin kiyamete kadar cümle alem sana gülsün, sag iken de, öldükten sonra da. Muhyiddin-i Arabiye'de senin kellen kesilsin demis. Kul Nesirniye'de senin de derin yüzülsün demis ve böylece bunlara beddua etmistir. Gerçekten de hocanin bedduasi tutmustur. Çünkü Allah'in veli kulu dostu olmasi hasebiyle iste Nasreddin hocaya o gün bugün gülerler. Muhiddin-i Arabi'nin kellesi kesilmistir, Samda o günün krali tarafindan Nesiminin de Konyalilar tarafindan o günün sartlarinda derisi yüzülmüstür, ileride ele alacagiz.

Dogrusunu Allah bilir.

Yendigin Köyü'nden yasli bir amca sunlari anlatmistir:

Bu mübarek çok büyük bir evliyadir. Hanimi ve çocugu ile burada yatmaktadir. Üç tane kabir yan yana.

Üstleri yesil islemeli hac örtüleriyle yatiyorlar. Bunlar biz bildik bileli ve atadan dedeye böyle bilinir. Disarida bir çesme vardir, bunlarla ilgilidir.

-Nasil bir sey amca?

-Bunlar Allah'in sevgili kulu ve evliyasi olduklari için her zaman burada bulunmazlar.

-Neden amca?

-Eskiden beri cihan harbinde olsun, balkan harbinde ol¬sun, kurtulus savasinda olsun, Yunan harbinde olsun su yakin 1974 Kibris harbinde olsun. Bunlar o harpler baslayinca aile¬cek Kuzucu Sultan, hanimi ve çocuklari, atlara binerler, yesil Sariklari sararlar tapir tapir giderler, hep atalarimiz görmüsler, biz de hep gördük. Bir de su disaridaki çesme onlarin, yine kerameti ile akar. Onlar harbe gittiler mi, bu gördügün yesil çarsafli cesedler buradan kaybolur, baktigin zaman yok¬tur. Eger geldilerse bil ki bunlar, buradadir. Kabirleri cesedleri görünür. Iste bu çesmede onlar burada oldular mi akar, yoklar ise çesmede kesilir. Çesme aktigi zaman geldik¬lerini artik manen bilir ve anlariz. Iste bunlarin kerameti halen devam etmektedir.

'

- Yine Kuzucu Sultan'in menakibesini sorup sorustururken, Ilginimizda Yendiginli bir yasli dedenin oglu, bize su, dedesinden isittigi kerameti yani menkibeyi anlatti. Kuzucu Sultan'in yattigi türbenin camisinde bir namaz vakti imis. Eskiden o günün salih bir imami varmis. O caminin imamligini yaparken, namaza camiye girdiklerinde önde, mihrabla birlikte caminin yansi meleklerle dolmus, yesil sarikli Cübbeli halde Kuzucu Sultan'in onlarla birlikte namaza durduklarini görmüs ve dönüp cami cemaatine, ileri geçmeyin bura¬dan, bu yandan. Kuzucu Sultan'in misafirleri var, melekler gelmis, saf tutmuslar, namaz kiliyorlar demis. Cemaat hep tasirmislar, hem sevinmisler. Namazlarini arkada hocaefendinin arkasinda kilmislar.

- Evet simdilerde fakirin, o köyden tanidigim temiz insanlar vardir. Hele Kuzucu Sultan'in kerameti devam ediyor mu bilmem. Bu köyden âlim, fâzil, müftü, müsevvit ve çok miktarda imam-hatip yetismistir...

KAYNAK: Hüseyin INCE , Ilgin Evliyalari Tarihi


0
0
0
Yorum Yaz