ŞİRİN BENZERLİKLER

2006-02-15 16:41:00

        Devamı

DÜNYANIN YEDİ HARİKASI

2006-02-10 11:11:00

Mısır Piramitler ( Keops Piramiti)           Dünyanın yedi harikasından günümüze kadar ulaşan tek eser, Mısır'daki Keops Piramididir. Mısır'ın başkenti Kahire yakınındaki Nil Nehrinin batısında bulunan Giza Yaylasında bulunmaktadır. Keops Piramidinin yanında biraz daha küçük olan Kefren ve Mikorinos piramitleri bulunmaktadır. Ayrıca, içlerinde prenseslere ve firavunun en yakın yardımcılarına ait mumyaların bulunduğu beş piramit daha vardır. Büyük Piramit de denen Keops Piramidi, M.Ö. 2800 yıllarına doğru hüküm süren Mısır'ın 4. Sülale devri hükümdarlarından Keops'un mezarıdır. İkinci büyük piramit, Keops'un kardeşi olan ve O öldükten sonra firavun olan Kefren'e aittir. Küçük piramit ise M.Ö. 2500'lü yıllarda hüküm süren Mikerinos'a aittir. Mısır piramitleri yeryüzündeki anıt-kabirlerin en eskileri ve en büyükleridir. Bunların en haşmetlisi olan Keops Piramidi dış görünüşü ile de "Dünyanın Birinci Harikası" olma niteliğine hak kazanmıştır. Piramitler, firavunun mumyası ile hepsi birbirinden değerli eşsiz nitelikteki sanat eserlerini; kral, kraliçe, prens heykellerini de içlerinde saklıyordu ve bu eşsiz hazineleri saklamak için yapılmışlardır. Keops Piramidinin yüksekliği 138 metredir. Tepeden 10 metre kadar aşınmıştır. Bazıları 10-15 ton ağırlığında olan 2.300.000 adet blok taşın üst üste yığılmasıyla oluşturulmuştur. Bir kenarı 227 metre olan dörtgen tabanı 50.524 metrekarelik bir alanı kaplar. Piramidin iç ortasında, tepeden 100 metre kadar aşağıda ve tabandan 40 metre kadar yukarıda firavunun odası vardır. Firavunun mumyası, hazinesi ve özel eşyası bu odaya konmuştur. Oda 10,5 metre uzunlukta, 5 metre genişlikte ve 6 metre yüksekliktedir. Buraya 50 metrelik bir... Devamı

tsk astsubay askeri lisesi giriş sınav soruları

2006-02-04 11:03:00

http://www.osym.gov.tr/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFF7A2395174CFB32E199C0BFC5783A0F4C Devamı

FENERBAHÇE SAYFASI

2008-01-21 16:31:00

           FENERBAHÇE SK                                                                                                               FENERİN BOMBACILARI                                                                                                            ŞAMPİYON FENERBAHÇE 100.YIL MARŞI<embed src='http://video.eksenim.mynet.com/flvplayers/vplayer7.swf' type='application/x-shockwave-flash' wmode='transparent' FlashVars='videolist=http://video.eksenim.mynet.com/batch/video_xml_embed.php?video_id=38772' width='400' height='334'></embed>PARTİZAN:2  FENERBAHÇE:2<embed src='http://video.eksenim.mynet.com/flvplayers/vplayer7.swf' type='application/x-shockwave-flash' wmode='transparent' FlashVars='videolist=http://video.eksenim.mynet.com/batch/video_xml_embed.php?video_id=181876' width='400' height='334'></embed... Devamı

ANA DUASI

2006-02-08 12:13:00

 ANA DUASI       Müslüman evlâdı, her zaman ana-babasının hayır duâlarını almaya çalışmalıdır. Bâyezîd-i Bistâmî (k.s.) Hazretleri’nin ihtiyar ve hasta bir annesi vardı. Gece yarısı uykusundan uyanıp kendisinden bir bardak su istemesi üzerine, destiden su doldurup getirinceye kadar anası tekrar uykuya dalmıştı. Bâyezîd-i Bistâmî (k.s.), elinde bir bardak su ile uyanacak diye anasını sabaha kadar bekler. Sabah Namazı için uyanan anası, oğlunun, elinde bir bardak su ile ayakta beklediğini görünce, son derece duygulanır. Ve bu fedâkâr oğlu için; "Ârifler sultânı olasın oğlum!" diye yürekten duâ eder. (43) Annesinin duâsı bereketi ile Bâyezîd-i Bistâmî Hazretleri, gerçekten ârifler sultânı olur. Ve bütün tasavvuf kitaplarında hep bu ünvân ile anılır. Bununla birlikte anne bedduâsından da son derece sakınmalıdır. Onların bedduâsını alan evlâdın, dünyâda iki yakası bir araya gelmeyeceği gibi, âhırette de ebedî hüsrâna uğrayacağında şüphe yoktur. Sahâbe-i kirâmdan Alkame adında bir zât vardı. Evlendikten sonra annesine karşı tutum ve tavrı iyice değişmişti. Bu durumdan ihtiyar annesinin gönlü incinmiş, kalbi kırılmıştı. Böylece günler geçti. Birgün Alkame, hastalanarak ölüm yatağına düştü. Annesine olan kırıcı davranışından dolayı dili tutuldu. Son nefesinde söylemesi gereken kelime-i şehâdeti söyleyemedi. Nihâyet Rasûlullâh (s.a.v.)’in ısrârı ile, yaşlı anne, evlâdını affedip hakkını helâl etti. O anda Alkame’nin dili çözüldü ve kelime-i şehâdet getirmeye başladı. Rûhunu da bu îmânla tesl&ici... Devamı

YAZLICALILAR TELEFON REHBERİ

2009-01-03 16:02:00

YAZLICA TLF REHBERİ Abdullah Budak             332/5526455Abdullah Çelik             332/5526291Abdullah Karakaya      332/5526295Abdurrahman Aygün    332/5526717Adem Budak                 332/5526602Adem Su                       332/5526363Adem Toy                     332/5526297 Ahmet Altuntaş            332/5526351Ahmet Başkaya            332/5526622Ahmet Taş                    332/5526533Ahmet Yıldız                  332/5526724Ali Bulut                        332/5526137Ali Güngör                     332/5526696Ali Kaya                        332/5526580Aşır Kılınç                      332/5526542Aziz Mert                       332/5526221Basri Budak                &n... Devamı

CANIM ANNEM

2008-07-17 00:14:00

              CANIM  ANNEM                      Bu gün 11.02.2006 Değerli Varlık Sevgili ANNECİĞİMİN 1.Ölüm Yıldönümü                Bu gün blogcu da sitemi oluşturuyorum.Benim için bu gün öyle önemli ki.Bundan 1 yıl önce Şubat ayı idi.Değerli varlık sevgili anneciğim şeker,tansiyon ve böbrek rahatsızlığı çekiyordu.Çok ilaç kulanıyor böbreklerinden her geçen gün biraz daha acı çekiyordu.2005 Ocak ayının son günlerin de ağabeyim Ankara Numune Hastanesine yatırmış.Bende çalıştığım kurumdan izin alarak 4 Şubat 2005 tarihinde Ankara 'ya gittim.Annemin böbrekleri tamamen iflas ettiğini öğrendim.Yaşaması için diyaliz makinesine girmesi ameliyat gerekiyordu.Annemi ilk gördüğümde çok şaşırdım.çok zayıllamış,adeta bir deri bir kemik kalmış.Beni görünce çok sevindi.Ameliyat başarılı geçmiş fakat annem günden güne ağırlaşıyordu.Tarih 11 Şubat 2005 saatler 01.30 'u gösterirken çok değerli varlık sevgili annem bizimle helalleşip,kelime-i şehadet getirerek hakkın rahmetine kavuştu.1995 yılında aramızdan ayrılan rahmetlik babamdan sonra şimdi de annem aramızdan  ayrıldı.Sevgili Anneciğim  mekanın cennet olsun. Onun eksiklğini her geçen gün daha fazla hissediyorum.Sizlere tavsiyem Anne-babanızın kıymetini yaşarlarken anlayın.Onları hiçbir zaman lütfen üzmeyin.                  CEMAL KURU-ANAM        ... Devamı

NASRETTİN HOCA

2006-03-05 15:21:00

           ... Devamı

Çanakkale Şehitleri(Resimler)

2006-10-02 16:39:00

Çanakkale Şehitler Abidesi Çanakkale Şehitler AbidesiÇanakkale Savaşları'nda vatan için çarpışarak hayatlarını kaybeden 253.000 şehidimizin anısına Morto Köyü önündeki Hisarlıktepe'nin üzerine yaptırılmıştır. Temeli 19 Nisan 1954 tarihinde atılmış ve 21 Ağustos 1960 tarihinde ziyarete açılmıştır. Yüksekliği 4170 cm'dir. Çanakkale şehitleri anısına yapılan anıtın altında Savaş Eserleri Müzesi bulunmaktadır. Abidenin girişinde sol tarafta ise TC Kültür Bakanlığı'nca 1992 yılında yaptırılan Çanakkale Şehitliği'nde vatanı savunmak için yurdumuzun her köşesinden gelip Çanakkale'de canlarını veren aziz şehitlerimiz huzur içinde dinlenmektedir. Havuzlar Şehitliği Havuzlar ŞehitliğiKerevizdere savaşlarında yaralanıp burada vefat eden iki subay ve sekiz er anısına 1961 yılında dikilmiştir. Yahya Çavuş Anıtı Yahya Çavuş AnıtıSeddülbahir Köyü'nün karşısında Ertuğrul Koyu'na hakim tepecik üzerinde yer alır. Anıt, 25 Nisan 1915 günü çıkartma yapan İngiliz kuvvetlerine kahramanca karşı koyan ve büyük kayıplar verdiren Yahya Çavuş ve takımı adına TC Kültür Bakanlığı'nca 1993 yılında yaptırılmıştır. Lone Pine Anıt ve Mezarlığı Lone Pine Anıt ve MezarlığıÇanakkale Savaşları'nda hayatlarını kaybeden 4228 Avustralya ve 708 Yeni Zelanda askerinin anısına Kanlısırt'a yaptırılmıştır. Anıt ve mezarlığın bulunduğu yer Avustralyalıların hedeflerinden birisiydi ve 25 Nisan 1915'te Anzak Koyu'na çıkartma yapıldığı gün alındı ve sonra kaybedildi. 6 Ağustos günü Türk siperleri 1. Avustralya Tugayı tarafından bombalandı ve ele geçirildi. Savaş 5 gün 5 gece sürdü. Her yıl 24-25 Nisan'da Avustralya'dan gelen konuklar burada özel törenler yapmaktadır. Nuri Yamut Anıtı Nuri Yamut Anıtı26 Haziran - 12 Temmuz 1915 tarihleri arasında yapılan Sığındere savaşlarında şehit düşen 10.000 kahramanımız adına yaptırılmıştır. Alçıtepe Köyü'nün 2,5 km batısındadır. Helles Anıtı Helles AnıtıÇanakkale Savaşları... Devamı

ETLİ EKMEK

2006-03-01 15:45:00

KONYA YEMEKLERİ- ETLİEKMEK   Konya'da bundan 60-70 yıl önce çarşıda katıkçı dükkanları ile tek tük aşçı dükkanı ve lokanta ile bol miktarda kebapçı dükkanı bulunuyor idi. Bu kebapçı dükkanları genellikle bugün Kebapçılar içi denilen yerde toplanmışlardı. Çarşı esnafı; lokanta yemeklarinden ziyade kebapçı dükkanlarında specillerle karın doyururdu. Çünkü lokantalardaki sulu yemeklerin en iyilerini evlerinde yiyebilirlerdi. Etliekmek, kuşbaşı köfte satılan kebapçı dükkanlarında hazırlanırdı. Bugün olduğu gibi hazırlanıp pişirilen yerde yenmezdi. Etliekmeğin içi dükkanlarda hazırlanır, çıraklar tarafından muhtelif yerlerde bulunan etliekmek fırınlarında pişirilir, dükkanda bekleyen müşterilere sunulurdu. Bu etliekmek fırınlarında bazıları Mahkeme Hamamı, Kayıklı Kahve ve Kunduracılar içinde bulunuyorlardı. Kebapçı dükkanlarında hazırlanan etli ekmek içleri ise; kasaplardan gövde olarak gelen koyun etleri kalfalar tarafından parçalınırdı. Buna o günün deyimiyle et bozmak denilirdi. Her kebapçı dükkanının iş kapasitesine göre 10 ile 30 gövde arasında et gelebilirdi. Etler tezgahlar üzerine yatırılır, parçalama bıçaklarıyla ayrılır; kuşbaşılıklar, köftelikler ayrı bir tarafa konulur, etlerin sinirleri ayrılır ve etliekmek için ayrılan parçalar yarım metre boyundaki bir çift bıçakla kıyılırdı. Sebzeler de aynı şekilde doğranarak kıyılmış ete karıştırılırdı. Et hiç bir zaman makina ile çekilmezdi. Köfte etlerinde bile bıçak kullanılırdı. Bunun için hazırlanan bu içlere bıçakarası denilmiştir. Normal etliekmeklerde 60 gr kıryma, 100 gr sebze (soğan, domates, biber) kullanılır. Bol etli isteyenlere ise 120 gr et, 100 gr sebze kullanılır. Onun için bu tip etliekmekler için bol deyimi kullanılırdı. Ayrıntılarından bahsettiğimiz etliekmeğin ustalarından bahsetmemek haksızlık olur. En eski etliekmek ustaları olarak Selanikli Halil, Halepli Hasan, Kara Mustafa, Kılıcı Mustafa, Doruk Ahmet, Kebapçı Osman Vefa gibi isimleri sayılabilir. Bugün is... Devamı

TÜRKİYE'deki Depremler

2006-02-14 14:22:00

 Türkiye'deki Depremler Yurdumuz dünyanın en etkin deprem kuşaklarından birinin üzerindedir. 1200 kilometrelik uzunluğuyla Kuzey Anadolu Fay Hattı geçmişte yurdumuzda birçok yıkıcı depremlere neden olmuş ve gelecekte de sık sık oluşacak depremlerle can ve mal kaybına uğrayacağımız bir gerçektir. Türkiye ve dünyadaki büyük depremler için tıklayın... Deprem nedir ve nasıl oluşur? Yerkabuğu içindeki kırılmlar nedeniyle aniden ortaya çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri yerlerde oluşturduğu sarsıntılara deprem denir. tıklayın... Depremin şiddeti Herhangi bir derinlikte olan depremin, yeryüzünde hissedildiği bir noktadaki etkisinin ölçüsü depremin şiddetidir. tıklayın... ... Devamı

HZ.MEVLANA

2007-01-10 12:35:00

         Hz. Mevlana'nın Hayatı Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan Ülkesi'nin Belh şehrinde doğmuştur. Mevlâna'nın babası Belh Şehrinin ileri gelenlerinden olup, sağlığında "Bilginlerin Sultânı" ünvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu Bahâeddin Veled'tir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun'dur.      Sultânü'I-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh'den ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultânü'I-Ulemâ 1212 veya 1213 yılllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh'den ayrıldı.      Sultânü'I-Ulemâ'nın ilk durağı Nişâbur olmuştur. Nişâbur şehrinde tanınmış mutasavvıf Ferîdüddin Attar ile de karşılaştılar. Mevlâna burada küçük yaşına rağmen Ferîdüddin Attar'ın ilgisini çekmiş ve takdirlerini kazanmıştır.      Sultânü'I Ulemâ Nişabur'dan Bağdat'a ve daha sonra Kûfe yolu ile Kâ'be'ye hareket etti. Hac farîzasını yerine getirdikten sonra, dönüşte Şam'a uğradı. Şam'dan sonra Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Lârende'ye (Karaman) geldiler. Karaman'da Subaşı Emir Mûsâ'nın yaptırdıkları medreseye yerleştiler.      1222 yılında Karaman'a gelen Sultânü'/-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldılar. Mevlâna 1225 yılında Şerefeddin Lala'nın kızı Gevher Hatun ile Karaman'da evlendi. Bu evlilikten Mevlâna'nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adlı iki oğlu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatun'u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerrâ Hatun ile ikinci evliliğini yaptı. Mevlâna'nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Âlim ... Devamı